Hukuka Aykırı Elde Edilen Veri Mahkemede Delil Olur mu? ABAD'ın Yeni Kararı ve Türkiye İncelemesi

Almanya'daki NTH Haustechnik davasında (C-484/24) mahkeme, işverenin çalışan aleyhine açtığı tazminat davasında elde edilen verinin hukuka aykırı bir biçimde toplanan delil olduğunu tespit etti ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’na (ABAD'a) şunu sordu: GDPR, mahkemenin bu veriyi kullanmasını engeller mi?

ABAD, GDPR'ın saklama sınırlaması (storage limitation) ve amaca bağlılık (purpose limitation) ilkelerinin bir mahkemenin yargı işlevi kapsamında bu veriyi kullanmasını tek başına yasaklamadığı yönünde değerlendirme yaptı. Mahkeme ayrıca GDPR'ın silme kuralına (right of erasure) getirdiği bir istisnaya dikkat çekti: silme hakkı ve yükümlülüğü, verinin bir hukuki talebin tesisi, kullanılması veya savunulması için gerekli olduğu ölçüde uygulanmıyor (md. 17/3-e). Fakat buradaki dikkat çeken nokta, ABAD delilin kabul edilebilir olup olmadığına ve hangi koşullarda kullanılacağına karar verme yetkisini ulusal mahkemeye bıraktı. Yani GDPR ayrı bir engel koymayarak kullanımın ulusal usul hukukuna ve somut olaydaki gereklilik ile ölçülülük denetimine tabi bıraktı.

Karar neden dikkat çekici?

Bilindiği üzere, eğer bir veri hukuka aykırı şekilde toplandıysa, yani yasa dışı yollarla elde edilmiş bir delil varsa, GDPR bağlamında bu verilerin mahkemelerde delil olarak sunulması yasaktı. Burada ABAD, GDPR’ın ulusal düzeydeki delil hukukunu ve adil yargılanma hakkını tasfiye etmek gibi bir konumda olamayacağını ve verinin kaynağındaki hukuka aykırılığın ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Burada veri koruma hukukunda sıklıkla uygulanan ‘proportionality test’in yapılması uygun görüldü. Yani ölçülülük ve gereklilik: Ölçülülük, sınırlamadan kaynaklanan avantajların, söz konusu temel hakların kullanımı üzerinde bu sınırlamanın yol açtığı dezavantajlardan ağır basması gerektiği anlamına gelir. Geniş anlamda orantılılık, bir tedbirin hem gerekliliğini hem de uygunluğunu kapsar; yani tedbir ile izlenen (meşru) amaç arasında mantıksal bir bağın bulunup bulunmadığını ifade eder. Gereklilik, tedbirin izlenen amaç bakımından etkinliğinin ve aynı hedefe ulaşmak için mevcut diğer seçeneklerle kıyaslandığında daha az müdahaleci nitelik taşıyıp taşımadığının birlikte, somut olgulara dayalı olarak değerlendirilmesini gerektirir. "Gereklilik", aynı zamanda bir veri kalitesi ilkesi olup AB veri koruma ikincil hukukundan doğan kişisel verilerin işlenmesinin hukuka uygunluğuna ilişkin neredeyse tüm gerekliliklerde tekrar eden bir koşuldur.

Peki Türkiye'de durum ne?

Anayasa'nın 38. Maddesi 6. fıkrası kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilmesini yasaklıyor. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. Maddesinin ikinci fıkrası bunu medeni yargı için tekrarlıyor: hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

Bunun iş davalarına doğrudan yansıması var. Çalışanın bilgisi ve rızası olmadan yapılan gizli ses ya da görüntü kayıtları, izinsiz mesaj veya konum takibi, kişilik haklarını ihlal eden izleme yöntemleriyle toplanan veriler. Yargıtay bu tür delilleri kural olarak hukuka aykırı sayıyor ve hâkimin bunları kendiliğinden dosya dışı bırakmasını arıyor. Dar istisnalar var, örneğin karşı tarafın açık kabulü. Ama genel kural dışlama yönünde. Kısacası AB tarafında kapı koşullu biçimde aralanmışken, Türk usul hukuku aynı kapıyı büyük ölçüde kapalı tutuyor.

Sonuç

ABAD'ın kararı, kişisel veri ile delil hakkı arasındaki dengenin Avrupa'da nasıl kurulduğunu gösteriyor. Türkiye'de denge farklı bir yerde duruyor. İşverenler için risk de fırsat da bu farkta saklı. Şirketinizin çalışan verisini nasıl topladığını ve bir uyuşmazlıkta bunun nasıl değerlendirileceğini merak ediyorsanız, mevcut uygulamalarınızı bu çerçevede gözden geçirmek iyi bir başlangıç olur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş değildir.

Previous
Previous

Şirketler için KVKK rehberi: Kişisel Veri Nedir? Örneklerle Açıklaması

Next
Next

Understanding the New EU Guidelines on General-Purpose AI Models: What Businesses Need to Know